Ayaklarımız Yere Bassın Artık
Yazar |
: Sümeyye İNAN |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Tarih |
: 28 Ocak 2010 02:31 |
Ülkemizin sorunları o kadar çok ki, yazmakla bitmez. Peki bizler yazmakla bitiremiyoruz ama bunları çözmeye çalışan, sorunlara çözüm aramakla görevli olanlar neler yapıyorlar. Bu konu üzerinde durmak istedim… Daha önceki yazılarımın birçoğunda dile getirdiğim bir şey vardı. O da bu ülkenin sorunlarına müdahale edilme şekliydi. Bir tarlaya ürün ektiğinizde hasadı neden alamazsınız, ekilen ürüne gerekli bakımı vermediğiniz zaman. Bir ailede kavgalar, sorunlar, çatışmalar neden yaşanır, iletişim kopukluğu yaşandığı, taşların yerine oturtulamadığı için. Bir enstrümanı çalarken ve dinlerken kulağımızı tırmalayan bir ses gelebilir, akordu bozuktur ve ayarlanması gerekmektedir. Bunun gibi binlerce örnek. Bir ülkede de, zincir döngü gibi sorunlar peşin sıra geliyorsa bunun sebebi de yeri ve zamanı geldiğinde, sorumlu olan kişilerin sorunlara çözüm üretmemesidir. İşte bizim ülkemizde de bu var. Sorunlara yeteri kadar müdahale edilmiyor. Ya önemsenmiyor, ya görmezden geliniyor ya da bu insanlar işlerini iyi bilmiyorlar. Acaba torpilin borusu burada da mı ötüyor diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü bu torpil işi o kadar çok ilerledi ki, güven duygusu ister istemez kalmaya biliyor. Ah şu torpilin gözü kör olsun… Onun yüzünden iyi olan kazanamıyor, çevresi olan kazanıyor. Ülkemizde kriz diye bir sorun vardı, yersiz ve mantıksız bir türban tartışması yaratıldı. Ergenekon diye bir sorun vardı, parti liderleri birbirlerine laf sokmaktan başlarını kaldıramadılar. Başımızın belası IMF’den kurtulma çabasına gidilmesi gerekirken, seçimle münakaşa olundu. Tüketime zam gelirken, emekliye, asgari ücretliye sadaka gibi zamlar eklendi. Millet, açız diyor, bizimkinler AB aşkıyla yanıyor. Biz bu kafayla gidersek daha çok çekeceğimiz var. Nerde, nasıl, ne zaman adım atacağımızı gerçektende bilmiyoruz, bu çok acı bir şey. Gerçeği görenlere, işinin ehli insanlara da engel oluyoruz sanırım. Bunun ucu nereye, kime dokunur bilmem ama oyun oynamayı bırakalım artık. Gerçekleri görelim, zararın neresinden dönersek kardır hesabı. İskender Pala, Elem adlı romanında vakanın akışı içinde yaşadığımız bu yaraya çok güzel değinmiştir. O kadar planlı ve kararlı bir çalışma var ki ortada… Miras bizim mirasımız, tarih bizim tarihimiz, ama bunların sahipçileri başka medeniyetin ajanları oluyor, bunu üzülerek söylüyorum çabalarıysa okunmaya değer. Bu nasıl bir azimdir nasıl bir kararlılıktır, nasıl bir çaba nasıl bir uğraştır. Bu gerçeğin farkına varalım artık, yapılması gerekenin ne olduğunu bilelim artık. Gerçeğe olan bakış açımız nedir? Bu kadar rahatlık bu kadar genişlik bize ne getirir bilinmez, ama yumurtayı kapıya dayandırmakta da üstümüze yok.
Bu Yazarın Önceki Yazıları |
Son Haberler |
|
|
|
|